• Ce-eee
  • Minik kelebek
  • Partii
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2012 Pazartesi


Merhaba,
Blog maceram bundan böyle  http://blog.fotografikhatiralar.com/  adresinde devam edecek.

Güncel postlarımı göremiyorsanız       YENİLENMİŞ BLOGUMDAN     Google Friend Connect 

izleyiciler eklentisinden blogumu izlemeyi durdurup sonra yeniden izlemeye alabilirsiniz.


Sevgilerimle,
Ülkü

10 Eylül 2010 Cuma

"Neşe Dolu Pırıl Pırıl Bir Gelecek İçin Sizleri Joyfull House Bornova'ya Bekliyoruz."


Bu gün Pıtırcığıma kreş bakma günlerimizden 4. gündü.
 
Uzun süredir beklentilerimize uygun bir kreş aramaktaydık.
 
Geçtiğimiz gün Neşe Erberk Anaokulunun Bornova şubesini gezme ve tanıma fırsatı buldum.
 
 
*Güler yüzlü ve beklentilerimin  üstünde bir karşılama ile karşılandım.
 

9 Eylül 2010 Perşembe

şekerrrr tadındaaaaa bayram kartınız...

Smyrna  /Pıtırcık/  Eylül 2010 / Photo by me

Çocukluğunun bayramlarını hatırlayanınız varmı?  Ben çok iyi hatırlıyorum...

5 Eylül 2010 Pazar

SAKİNE’NİN ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMASI İÇİN LÜTFEN BİZE YARDIM EDİN


Sakine Muhammedi Aştiyani için en ucuz görülen yöntem asılarak idam edilmesiydi.
Basının dikkatinin İran'a yönelmesinden sonra ülke başkanları ve ünlülerin desteğiyle devam eden imza kampanyası sonucu "recm" cezasının "idam cezasına çevrilerek" gerçekleştirilebileceğini belirtmiş İran yetkilileri...


Neden Sakine recm cezasına çarptırıldı? hatırlıyor muyuz?

3 Temmuz 2010 Cumartesi

y o g a


Çünkü kişi, ölçüsüz ve sınırsız bir deniz gibidir.

'Tek doğruyu buldum' değil, 'Bir doğruyu buldum' deyin.

'Ruha giden yolu buldum' değil,

'Kendi yolumda yürürken ruhu buldum' deyin.



Çünkü ruh, her yolda yürür.

Ruh ne bir çizgi üzerinde yürür;

ne de bir kamış gibi dümdüz büyür.

Ruh, sayısız taç yaprakları olan

bir lotus çiçeği gibi açılır.'



Halil Cibran

30 Haziran 2010 Çarşamba

SOSYAL SORUMLULUK - 5 YAŞINDA ANAOKULUNA

" YAŞAMA İYİ BİR BAŞLANGIÇ İÇİN
5 YAŞINDA ANAOKULUNA "






Unicef, 2008'de NTV ile ortaklaşa düzenlediği "Anaokulu Ekliyoruz" kampanyasını geliştirerek devam ettiriyor!!!




UNICEF’in cocuklara eşit eğitim fırsatı yaratmak için okul öncesi eğitime dikkat çeken bu projede devlet tarafindan inşa edilen anaokullarının tüm donanımları sağlanmakta.
İstanbul’da, doğu ve iç anadolu’daki bir çok ildeki anaokulunun yenileme çalışmalarının yapıldığı projede bir çok çocuğa eşit eğitim fırsatı yaratmak hedefleniyor.





Unicef'in başlattığı projede, ünlüler onlar için çizdiler,
Karaca Porselen de projeye hayat verdi.


"Ajda Pekkan, Türkan Şoray, Müjdat Gezen, Halil Ergun, Derya Baykal, Ebru Şallı, Osman Çarmıklı, Demet Sabancı, Feryal Gülman, Saba Tümer, Balçiçek Pamir,
Cengiz Abazoğlu"


Bu 12 önemli isim konu kısıtlaması olmaksızın önlüklere desen çalışması yaptılar.


Karaca Porselen tarafindan organik kumaşlarda üretilen bu önlükler geri dönüşümlü kutulardan hazırlanan hediye paketlerinde sunulmakta. Hediye paketlerinin içinde birbirinden eğlenceli mutfak önlükleri ile birlikte çok şık iki fincan ve pasta tabağı
yer almakta.


KRC shop’larda satılacak bu hediye paketlerinin tüm geliri UNICEF’e
‘Hayata iyi bir başlangıç icin 5 yaşında anaokuluna’ kampanyasına aktarılacak.


http://www.krcshop.com/asp/product/4021/KARACA-UNICEF-PAKET

24 Mayıs 2009 Pazar

Çocuğunuzun Zeka Gelişimi İçin 25 Öneri

Çocukların pek çok şeyi izleyerek öğrendiğini belirten pedagoglar ve çocuk gelişimi uzmanları anne-babaları iyi örnek olmaları konusunda uyarıyor. Birkaç basit noktaya dikkat ederek çocuğunuzun zekasını açmanız mümkün…

1. Onunla konuşun. Çocuklarınızla konuşmak ve onları dinlemek yapabileceğiniz en önemli iki şeydir. Kimse onunla konuşmazsa konuşmayı öğrenemez ve kimse onu dinlemezse beyni pratik yapamaz; dolayısıyla iletişim kurmayı beceremez. Konuşun, sizinle iletişim kurmaya yaşamının her döneminde ihtiyacı olacak! Araştırmalara göre, bebeğinizle konuşma şekliniz diğerlerinden farklıdır ve bebeğiniz de konuşmayı sizin sözlerinizden öğrenir. Beyin gelişimine sizin anne şefkati dolu sözleriniz faydalıdır.

2. Şarkılar söyleyin. Bebeğinizle şarkılar söyler, güler, şakalaşırsanız çocuklarınız daha erken konuşur.

3. Nesneleri anlatın. Ona bazı nesneleri isimlendirip tarif edin, diğer nesnelerle karşılaştırın, ne işe yaradıklarını açıklayın. Sizi pür dikkat dinlediğini fark edeceksiniz!

4. Arka plandan gelen sesleri kesin. Televizyon ya da radyonun sesi çok açıksa siz ve bebeğinizin dinleme ve konuşma eylemlerini engeller.

5. Çocuğunuz konuşurken bütün dikkatinizi ona verin. Sırtınızı dönmemeye çalışın, diz çöküp göz kontağı kurun.

6. Ona bir şeyler okuyun. Çocuğunuza bir şeyler okumak, dilini öğrenmesini sağlar, algılarını, dikkat genişliğini artırır. Bu yüzden kitapları hayatınızın bir parçası haline getirin, çocuğunuzu uyuturken mutlaka ona okuyun. Çocuğunuzun ilgisini çekmeye başladığında harflerin şekillerini göstererek okuyun, böylece bazı çocuklar okumayı 3 yaşından itibaren öğrenebilir.
7. Müzik çalın. Her ne kadar klasik müziğin çocuğunuza daha parlak bir zeka sağladığı ispatlanmadıysa da, müzik onun zihinsel ve duygusal gelişimini zenginleştirecektir. Bazı insanlar müzik ve matematik yeteneğinin birbirleriyle alakalı olduğuna inanır. Oysa çalışmalar, müzisyenlerin matematikte birçok insandan farklı ya da daha iyi olmadığını gösterir. Çocukların matematik yeteneğine sahip olmasında daha çok ailelerin kitaplar ve iletişimle sağladığı öğrenme cesareti önemli bir rol oynar.

8. Çocuğunuzu uyuturken ona şarkı söyleyin. Bu hem çocuğunuzun daha rahat uyumasını, hem de tekrar ile kelime hazinesini geliştirmesine yardımcı olur.

9. Müzik eşliğinde diğer şeyleri de öğretin. ” 1- 2 -3 işte yıkıyoruz ellerimizi 4- 5- 6 şimdi diş fırçalama zamanı…” gibi melodiler çocuğunuzun konsantre olmasına ve kelimeleri hatırlamasına yardımcı olur.

10. Çocuğunuzun sevdiği müziği seçmesine izin verin. Ve davullar, ziller kullanarak gürültü patırtı çıkarmasına bir süre katlanın.

11. Bırakın boyasın. Çocuklarınızın boya kalemleri ve oyun hamurlarıyla vakit geçirmesine engel olmayın çünkü bunlar el becerilerini artırır ve sanatsal bir şekilde kendilerini ifade etmelerine yardımcı olur.

12. Mutlaka beğenilerinizi sunun. Yaptıklarına iltifat edin ve onları herkesin görebileceği bir duvara asın.

13. Sanatsal faaliyetler için malzemeler bulundurun. Yumurta kutularını atmayın, alışveriş paketlerini saklayın, tuvalet kağıtlarındaki ruloları da kesmek ve yapıştırmak için kullanın. Değişik kolajlar yapmak için parktaki yaprakları toplayabilir ve duvar kağıtlarının parçalarını çocuklarınız için saklayabilirsiniz.

14. Sayıları hayatınızın bir parçası haline getirin. Matematiği ne kadar erken öğrenirse, o kadar rahat eder ve kendine olan güveni artar. Merdiven basamaklarını saymak gibi ufak adımlarla başlayın.

15. Sayıları melodik bir şekilde öğretin. “Beşten sonra altı nerde kaldı kahvaltı, altıdan sonra yedi kedi ciğeri yedi” gibi.

16. Büyük küçük gibi niceliklerden bahsedin. “Masadaki tabakları sayabilir misin?” “Büyük olanı mı yoksa küçük olanı mı istersin?” gibi sorularla başlayabilirsiniz.

17. Oyuncaklar ve oyunlar yardımıyla sayıları öğretin. Buzdolabına yapıştırılan mıknatıslı sayılar, küvete atabileceğiniz köpükten yapılmış olanlar, sayılarla ilgili yapbozlar ya da Monopoly’nin çocuklar için olanlarından alın.

18. Bazı şeyleri parçalara bölerek sayıları öğretin. Yiyecekleri küçük parçalara ayırın ve o parçaları çocuğunuzla birlikte sayın.

19. Televizyonu asla bir bebek bakıcısı gibi kullanmayın. Çünkü o çocuklarınızla iletişim kurmakta sizin yerinize geçemez.

20. Aynı videoyu ya da DVD’yi sayısız kere izlemesi sizi endişelendirmesin. Tekrar etme çocuğunuz öğrenmesine yardım eder.

21. Gezin ve öğrenin. Bir parka, kütüphaneye ya da mağazaya yapılan gezilerde çok şey öğrenebilirsiniz.

22. Ara sıra aktivitelerinizi değiştirmeyi deneyin. Diğer çocuklarla oynamasını, onları ve ailelerini düzenli olarak görmesini sağlayın.

23. Bütün kamu imkanlarından yararlanın. Parklar, kütüphaneler, müzeler, sanat galerileri ve yüzme havuzları gibi yerlere çocuğunuzu götürerek sosyalleşmesini sağlarsınız.

24. Aynaları kullanın. Bebeğinizin yansımasını izleyerek vücudunu ve hareket kabiliyetini fark etmesini sağlayın.

25. Anne sütüyle besleyin. Bebeğiniz en az 6 aylık olana dek onu emzirin.
Kaynak: hamarat.org

23 Nisan 2009 Perşembe

Çocukların Mutluluk Seviyesine Göre Ülkelerin Listesi





Bugün 23 Nisan ya, bende bugünümü tamamen kızıma adadım istediği herşeyi yaptırdı bütün günü başbaşa geçirdik (babamız bugün de çalışıyor) Çok güzel ve özel bir gün geçirdik...





~ ~ ~


Az önce okuduğum bir yazı Bugün'e nasıl da hitab ediyor. Yapılan bir araştırmaya göre en mutlu çocuklar Hollanda'da yaşıyormuş. Keşke yeryüzündeki bütün çocuklar Hollandalı çocuklar kadar şanslı olsa. 29 ülkenin hiç değilse 29. sunun bile Türkiye olmaması içimi burktu (şaşılacak bir durum olmadığını bilsem de, içimden yinede bir "keşke" diye geçirdim):


Avrupa’da yapılan bir araştırma, en mutlu çocukların Hollanda’da yaşadığını gösterdi. İngiltere’deki York Üniversitesinin 29 Avrupa ülkesinde çocuk ölümleri, obezite ve yoksulluk gibi 43 kriteri göz önüne alarak yaptığı araştırmanın sonucuna göre, Avrupa’nın en mutlu çocukları Hollanda’da yaşıyor.Araştırmada, 19 yaşın altındakileri kapsarken, Hollanda tüm kategorilerden en yüksek puanı aldı. Hollanda’yı, kazalarda çocuk ölümlerinin az görüldüğü, gençlerde alkol, sigara kullanımı ve erken cinsel ilişki gibi riskli davranışların daha seyrek olduğu İskandinav ülkeleri izledi. "Çocukların mutluluk seviyesine" göre ülkelerin listesi şöyle:


1 - Hollanda

2 - İsveç

3 - Norveç

4 - İzlanda

5 - Finlandiya

6 - Danimarka

7 - Slovenya

8 - Almanya

9 - İrlanda

10 - Lüksemburg

11 - Avusturya

12 - Kıbrıs Rum kesimi

13 - İspanya

14 - Belçika

15 - Fransa

16 - Çek Cumhuriyeti

17 - Slovakya

18 - Estonya

19 - İtalya

20 - Polonya

21 - Portekiz

22 - Macaristan

23 - Yunanistan

24 - İngiltere

25 - Romanya

26 - Bulgaristan

27 - Letonya

28 - Litvanya

29 - Malta


Kaynak: RealAge



26 Mart 2009 Perşembe

Herkes bu güneşi mutlaka görmeli...




Son 20-25 yıldır, bir çok aydının, yazarın yazmaya çizmeye cesaretle söylenmekte zorlandığı bir çok konuyu ele almış. Aslında bu ülkede yaşayan herkesin hikayesi hepimizin hikayesi. Zaten filmin finalinde büyük bir tokat yemiş gibi çıkıyorsunuz salondan. Ben kendime yakın o kadar çok şey buldum ki saymakla bitmez. Annemin 4 kız çocuğundan (2. kız bir kaç aylıkken vefat etmiş) sonra etrafın baskısı ve tuhaf söylemlerinin etkisiyle erkek çocuğu doğurana kadar çocuk yapması, ablamın ve benim (farklı nedenlerle de olsa) devlet parasız yatılı okuluna küçücük yaşlarda verilmemiz, ablamın erken yaşta çok yakın bir akrabayla evlendirilmesi, doğudan göç edip batıya yerleşmek zorunda kalışımız.. vb. İzleyince kendi acılarım kat be kat tazelendi, kabuk bağladığını zannettiğim yaralarımın içinden irinler aktı aktı aktı.. gözyaşlarım sel oldu...

Filmin çekildiği köy mayınların arasında, sınır köyü… uzun yıllara dayanan dava. İki tarafın arasında kalıp bir tarafı seçmek zorunda kalan çaresiz insanları anlatıyor…

Dogrusunu söylemek gerekirse Beyaz Melek filmini ilk duyduğumda da burun kıvırmıştım "Mahsun Kırmızıgül'ün yaptığı filme gidilirmi!?" diyenler arasındaydım ve gitmemiştim. Fakat Güneşi Gördüm belkide konusu itibariyle çok fazla ilgimi çekmiş olucakki filmi ilk izleyenler arasındaydım. Film bitti... cok utandım kesinlikle görülmesi gereken bir film MK'nın içine Yılmaz Güney kaçmış,harika bir film yazmış,çekmiş...

Üzerinde yaşadığımız dünyada belki de birimizin diğerinin üzerinde üstünlük ilan etmemesi için hepimizde biraz hristiyanlık, biraz müslümanlık, biraz ermenilik, biraz yahudilik, kürtlük, türklük, ataistlik, eşcinsellik, fakirlik, zenginlik..olsa. Belki o zaman birbirimizi anlayabilir ve hoşgörebiliriz..



Güneşi Gördüm
Yönetmen: Mahsun Kırmızıgül Oyuncular: Mahsun Kırmızgül, Demet Evgar, Altan Erkekli, Buğra Gülsoy, Cezmi Baskın, Emre Kınay, Erol Günaydın, Itır Esen, Kamil Sönmez, Menderes Samancılar, Murat Ünalmış, Nurseli İdiz, Zafer Ergin Senaryo: Mahsun Kırmızıgül Türü: Dram Yapım: 2008 Türkiye Yapımı Gösterim Tarihi: 12 Mart 2009
Web Sitesi: http://www.gunesigordum.com/

3 Şubat 2009 Salı

Güz Sancısı...



Duru'cuğum anneannede kaldı, Biz başbaşa sinemaya gittik. Seyrettik üzüldük... Keşke şu sınırlar hiç olmazsa toplatılsa tüm silahlar din ırk mezhep bütün bu saçma ayrımlar kalksa artık. Ütopya.


Filmin yönetmeni daha önce Suyun Öte Yanı, Salkım Hanım'ın Taneleri, Hatırla Sevgili, Yol Arkadaşım, Ihlamurlar Altında, Kırık Kanatlar, Çemberimde Gül Oya, Asi gibi yapımlara imza atmış olan "Tomris Giritlioğlu".

Filmin konusu 6-7 Eylül 1955' de yaşanan ve gayrimüslimleri hedef alan olayları içeriyor. Zaten bu olaylardan sonra büyük göç dalgaları halinde başka ülkelere yol almışlar.

25 Aralık 2008 Perşembe

Issız Adam



Issız Adam, modern hayatın yalnızlaştırdığı insanları anlatan aşk üzerine bir film.

Öf öf gidenler öve öve bitiremediler, beklentimin çok çok altındaydı. Sıradan bir hikaye, hayal kırıklığına uğradım dersem yeridir.


Çağan ırmak'dan daha iyi bir senorya bekliyordum belkide.Müzikler müthiş etkileyici ve orjinal, bu sesleri bizlere tekrar hatırlattığı için teşekkürler. Ama böyle aşk olmaz yahu bu filmde aşk nerede ben bir tülü anlıyamadım gerçek bir ilişki ,yoğun bir aşk görmedim. Kimse kendinisini kandırmasın. Aşklarda ayrılıklarda bu kadar basit olmamalı. Şu yaşadığımız toplum gittikçe lümpenleştiği için belki de bu kadar tutuldu. Yüzyılımızın şehirli kadın-erkek ilişkilerina uygun olmuş.

Sahnelerden biri ilgimi çekti sadece Murathan Mungan'ın hikayesinde okuduğum bir anı canlandırmış gibiydi.Bardak kırılması ve arkasından Alper’in ağlayışı, Murathan Mungan ayrıldığında günlerce tepkisiz kalır – normal hayatına günler sonra geri döndüğünde bulaşık yıkarken ayrılmış olduğu sevgilisinin ona hediye ettiği bardağı elinden düşürüp kırdığı anı hatırlattı. Alper'de yere çöküp ilk kez ağladı.



Oyuncularıda biraz eleştirecek olursak Issız adamı oynayan Alper tabii kidaha inandırıcıydı. nedenmi? çünkü bir erkek için hiçde zor bir rol değildi.Uçlarda yaşıyor, güya farklı, entel, zevkli, yemek yapmayıda öğranip iyice farklılaşmış kendine göre. Tabii kendini geliştirdiği tek yönü yemek yapmak olmuş böylelikle diğer yanlarını unutmuş. Hep temiz ve şık olmaya çalışan öffff midem bulandı vallaha o kadar tanıdık kı her tarafta bu tiplerden var artık. hele ki birde izledikten sonra kendini iyice rolüne kaptırıp "Issız adamım ben artık" deyip geziniyorlardır. Hem sevmekten korkup hemde bulduklarında da korkakça harcarlar yanındakileri. .

Ada mı? Onu izlediğimde bir tek benim gibi evli olan kadınları düşündüm ve güldüm kendi kendime. Tahminimce evli kadınların birçoğunluğu gururla içlerinden ya da eşlerinin yüzüne "bak, ben olmasaydım sen böyle ıssız adam, olurdun" demişlerdir. (genelde kadınlarımız, bayılır ya kahraman olmaya…En büyük kahramanlık görevleri de bir erkeğin hayatına girip onu kurtarmaktır) kimsenin zaferine gölge düşürmeye niyetimiz yok tabii ki ama benden tavsiye böyle bir cümle kurmayın siz yinede :)


Son Not:
Issız Adamlara, korkunuzu yenin artık.
Ada'lar dileğim hayatınızda olacaksa eğer bir tek Alper olur.


 

Fotoğrafik Hatıralar Design by GeCe © 2011