• Ce-eee
  • Minik kelebek
  • Partii
Duru ile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Duru ile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2010 Cuma

"Neşe Dolu Pırıl Pırıl Bir Gelecek İçin Sizleri Joyfull House Bornova'ya Bekliyoruz."


Bu gün Pıtırcığıma kreş bakma günlerimizden 4. gündü.
 
Uzun süredir beklentilerimize uygun bir kreş aramaktaydık.
 
Geçtiğimiz gün Neşe Erberk Anaokulunun Bornova şubesini gezme ve tanıma fırsatı buldum.
 
 
*Güler yüzlü ve beklentilerimin  üstünde bir karşılama ile karşılandım.
 

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Kırılan ve sonu kalan pastel boyalarımız

Bu gün Duru'cuğumla güzel bir geri dönüşüm aktivitesi yaptık
Geri dönüşüm ile ilgili bu hafta bir yarışma var Park Bornova'da "bende katılsam mı acaba?" diye içimden gizli gizli geçirirken küçük bir sörf yaptım internette.

Yabancı sitelerden birinde pastel boyalarla ilgili minik bir yazıya rastladım. Aslında sayfada hiç resim yok nasıl yaptıkları hakkında da sadece şu kısacık tarif var.

Sonuna gelmiş bitmiş pastel boyaları birleştirip, karıştırıp, şekilli bir kurabiye ya da kek kalıbına koyup, önceden 150 derecede ısıtılmış fırına atıyorsunuz, 15-20 dakika ısıtıyorsunuz, çıkartıp soğutuyorsunuz.


Elimizdeki kırık pastel boyalarımızı çıkardık ama bu çok az :( Kırılmalarını sonuna gelmelerını beklıyemeyız ana-kız çok heyecanlandık çünkü. Hemen denemezsek uyku tutmaz..
Tabii ne demişler "komşu komşunun kırılan pastel boyalarına muhtaçtır"

Hemen karşıya -tık tık tık - Duru "Yaız yaız" diya seslenmeye başladı bile.
Komşu: - Gelsene canım
Zeytin: - Simay'ın kırılan pastel boyaları varsa verebilirmisin? bir şey deniyecezde.
Komşu: - A a tabiii
(kısa bir aradan sonra elinde bir poşetle) istediğin kadar al lütfen.
Zeytin:- Hazine bahçesinden :) 2 pembe, 3 kırmızı, 2 yeşil, 1 siyah küçük minik parçalara ayrılmış boyaları alıp en son kapıda beliren Simay'cığıma "Yarın belki sana minik bir süpriz yaparım" diyorum.

Gülümsüyor...



Tarifte kurabiye kalıbından bahsediyor yok bizim kalıbımız falan :( Düşün düşün mutfaktaki eski bitmiş mumluklara takılıyor gözüm Heyyyy! Thomas Alva Edison bile ampülü bulduğunda bu kadar sevinmemiştir.



Boş mumluk metal kutucuklarına pastellerimizi renklerine uygun yerleştiriyoruz pıtırcığım ile birlikte.


Fırınımızdan, az önce yarın sabah için yaptığım açmaları çıkartıyorumı o nedenle fırın sıcak iken (bari elektrikten tassarruf yapalım) boyalarımızı rafa yerleştiriyoruz.


Duru "kek" demeye başladı bile :)





15 dakika sonra hepsi eriyip güzelce birbirine karışıyor... Fırını kapatıp boyalarımızı çıkartıyoruz. Soguduktan sonra çıkıyor rahatlıkla eğer çıkmazsa dahi mumlukların metali çok ince elimizle koparıp boyalarımızı çıkarıyoruz. Veya buzlukta bekletip daha sonra da çıkartabilirsiniz.
















İŞTE ÇILGIN BOYALARIMIZ.....









Simay'cığımı unuturmuyum hiç bu da onun süslü boyaları.



24 Nisan 2009 Cuma

Gece Bahçesi...



Upsy Daisy, Igglepiggle, Tombliboolar, Makka Pakka ....

BBC yapımı bir programın karakteri.Şimdilerde TRT Çocuk ta yayınlanıyor.
Bu program çocukların hayal dünyasını geliştiriyormuş. Doğru olsa gerek çünkü zeka geliştiricek hiç bir unsur yok bu programda.Duru 14 aylık olduğundan beri öğlen ve akşam uykusunu bunları izleyerek uyuyoruz.Önceleri pek ilgisini çekmiyordu nerden başladı ise başladı bu hastalık.Günün 24 saati aklı Tombibilibuolarda. Heryerdeler... upsydaisy, ıgglepıggle, makkapakka, tombilololar, hahular... Tuhaf tuhaf isimli bu yaratıklar bizimle yaşar oldular.
3 ay önce Duru'yu annemlere bırakıp birkaç işimi halletmek için dışarı çıktığımda dönüşte bir oyuncakçıdan tombilibulardan turuncu kıyafetli olanını Duru'cuğuma aldım, o gün görünce pek sevinmedi ama gün gectikçe bağı artmaya başladı en son Ankara ziyaretimize bile bizimle gelmişti.Şimdilerde evin içinde bile kaybedince üzülerek "lala lala" diyerek geziniyor sonra bir yerlerden bulup çıkarıncada aman Allahım sanki kırk yıllık dostunu görmüş gibi sarılmalar, öpüşmeler ,sevgi gösterileri , sevinç çığlıkları... birde konuşsa neler diyecek acaba?

Şu an için sadece "lala" diyor. Lala=Tombilibu'lardan turuncu olanı.Ve onun deyimi ile lala heryerde bizimle birlikde. Nasılda seviyor Allahım. Öpücüklere boğuyor,ayağında sallıyor, gözlerinin içine bakıyor. Dün İnkılap Kitapevinde birlikte kendisine kitap seçerken Gece Bahçesinin kitabını onca kitabın arasında bulup çıkarmazmı... Sarılmış ve mümkün değil bırakmıyor...

Bakalım daha ne kadar sürecek bu sevdamız...

18 Nisan 2009 Cumartesi

kelebek...


Bı bukleye aşık olunur mu? demeyin
Ben bu buklelerin her teline aşığım..

13 Nisan 2009 Pazartesi

Doğal Yaşam Parkı'ndaki keyifli saatlerimiz...





Avrupa'nın en büyük doğal yaşam parklarından biri olan ve 120 türden bin 500 hayvanın doğal ortamlarda özgürce yaşadığı, 3 bin ağaç ve 250 bitki türüyle kentin ve kentlinin nefes aldığı İzmir Doğal Yaşam Parkı. Gediz Nehri ile Tuzla Caddesi arasındaki 425 bin metrekare alan üzerinde oluşturulan Park, hayvan çeşitliliği, zengin bitki örtüsü ve tropik merkeziyle tam bir cazibe merkezi haline getirilmiş.


Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (EAZA) örnek gösteriyor.
Hayvanların doğal ortamlarında yaşamasının sağlanması için geniş bir alanda yapılandırılan park, Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (EAZA) tarafından yerleşimi ve teknik donanımı açısından da örnek gösteriliyor.


425 bin metrekare alan üzerinde oluşturulan İzmir Doğal Yaşam Parkı'ndaki barınaklar, hayvanların daha önce yaşadıkları İzmir Hayvanat Bahçesi'ndeki yuvalarından kıyaslanamayacak kadar büyük. Hayvanlar Kültürpark'ta 18 dönüm alan üzerinde kurulu hayvanat bahçesinde yaşıyorlardı. Yeni doğal yaşam parkında ise sadece fillerin yaşadığı barınak 15 dönüm alan üzerinde oluşturulmuş. Daha önce Zürafa ve devekuşunun yaşadığı 300 metrekarelik alan, yeni doğal yaşam parkında 18 dönümlük Afrika savanı bölümü olarak yerini almış.

Maalesef hayvanat bahçesinin unutulmaz dostu, Pak Bahadur bugünleri göremedi.1948 yılında doğan Pak Bahadur, 1953 yılında Pakistan'dan İzmir'e getirilerek Kültürpark eski hayvanat bahçesine yerleştirilmişti. Tabii ki Pak Bahadur etrafı demir çubuklu beton zemin üzerinde daracık bir alanda, kendi doğasından kopuk olarak yılların geçmesine göz yumulmuştu. Pak Bahadur 2007 yılının 21 Temmuz'unda bu şekilde yaşamaya daha fazla dayanamadı ve hayatını kaybetti. Dileriz ki yeni konuklarımız yerlerini begenip uzun yıllar yaşarlar...


Öneriler:
Kesinlikle spor ve rahat kıyafetler içinde olun yanınıza fotograf makinesi ve kameranızı almayı unutmayın..

9 Nisan 2009 Perşembe

Zeynep 1 Yaşında...





İyi ki doğdun Zeynep
Hepimizin bir tanesi... Mavişi... Ayın 4'ünde 1 yaşına bastı. Dün onlarda İstanbul'dan Ankara'ya geldiler üç gün geçikmelide olsa hep birlikte bu akşam kutladık Zeynep'ciğin doğum gününü.

Mutlu Sağlıklı Ömürler Senin Olsun...

Seni Seviyoruz Çokkkk



7 Nisan 2009 Salı

Harikalar Diyarındayız...


Bugün hepimiz çocuk olduk, çocukluk günlerimize gittik. Gerçekten adı gibi harika bir diyar...
Sincan’da bulunan Yunus Göleti alanında yapılmış Harikalar Diyarı. Fakat Sincan'lılar pek iyi bakamamışlar bu harika diyara çoğu masal kahramanının kolunu bacağını koparmışlar hatta bazılarının yerinde yeller esiyor. Yerde duran büyük bir demir parçasından yada sadece kalan iki ayaktan anlıyorsunuzki ordada daha önce çocukluğumuzun çizgi kahramanlarından biri duruyordu, üzücü bir durum..
Harikalar Diyarı, 1 milyon 300 bin metrekare alana yayılmış aynı zamanda Avrupa’nın da en büyük kentsel parklarından biri. Çocuklar için 25 bin metrekarelik bir alana kurulu, ‘Masal Adası’ bulunuyor.
Benim hatırladığım bir çoğunuda fotoğraflara tekrar bakarken hatırlamış olduğum kahramanlar; Karacaoğlan, Nasrettin Hoca, Keloğlan, Alaaddin ve Sihirli Lambası, Karagöz ve Hacivat, Şirinler, Taş Devri, Red Kit ve Daltonlar, bu masal dünyasının çizgi kahramanları arasında idiler.
Dolu dolu çok güzel bir gün geçirdik. Bu pıtırcıkların mutlu olduğunu görünce zaten o gün sizin içinde yaşadığınız en güzel günlerden biri oluyor.
Bir tanecik halamız Nefise ve Mehmet amcamıza teşekkürler... Böyle güzel bir gün için.

2 Nisan 2009 Perşembe

Ankara'ya Uçuyoruz










Duru'cuğum ilk uçak yolculuğunu 9 aylıkken Ankara'ya giderken yapmıştı. 22 aylık oldu ne yaramazlıklar yapıcak bakalım. onu nasıl 1 buçuk saat sabırla oturtucaz kucağımda.



Dün Alsancak'taki oyuncakcımızdan Doğa ablamıza hediye almaya gittim. Güzel bir hafıza oyunu aldım. Duru'yada Djeco'nun baskılı boyamalarından belki uzun süre bununla oyalarım diye. Eve getirincede hiç göstermedimki uçakta görünce merakla deftere ve baskılı boyamasına dalsın diye.





İyi taktikti gercekten en az 40 dakika çok büyük heyecanla bununla oyalandık.

Bu dış kutusu içinde güzel bir resim defteri ve 10 adet baskı resmi ve 1 adette renkli kapaklı boyalı süngere benzer kutu var. Duru'cuğum daha ikinci göstermemde baskısını yapacağı resmi alıp renkli kutudaki süngere sürüp defterine kuvvetlice bastırmaya başladı. Çok mutlu oldu ev, çicek deyip durdu. Bir arada çantasındaki kuru üzüm ve çubuk krakerlerle oyaladık.

Daha keyifli ve eğlenceliydi bu yolculuğumuz ilkine göre. Darısı dönüş yolculuğumuza...










 

Fotoğrafik Hatıralar Design by GeCe © 2011